Şirket birleşme ve satın almaları (M&A – Mergers and Acquisitions), işletmelerin büyüme, rekabet avantajı elde etme veya finansal yapılarını güçlendirme amacıyla başvurduğu stratejik hamlelerden biridir. Türkiye’de bu süreç, hem Türk Ticaret Kanunu (TTK) hem de vergi mevzuatı kapsamında düzenlenmiş olup, hukuki ve mali açıdan dikkatli bir planlama gerektirir. Bu makalede, şirket birleşme ve satın almalarının TTK boyutu ve vergi etkileri ele alınacaktır.

  1. TTK Kapsamında Şirket Birleşme ve Satın Almaları

Türk Ticaret Kanunu, şirket birleşmelerini ve bölünmelerini detaylı bir şekilde düzenlemektedir. Bu süreçte şirketlerin uyması gereken temel kurallar ve prosedürler şu şekildedir:
• Birleşme Türleri:
• Devralma Şeklinde Birleşme: Bir şirketin diğerini tamamen devralması ve tüzel kişiliğinin sona erdirilmesi.
• Yeni Kuruluş Şeklinde Birleşme: İki veya daha fazla şirketin bir araya gelerek yeni bir tüzel kişilik oluşturması.
• Birleşme Sözleşmesi: Birleşen şirketler arasında hazırlanması zorunlu olan ve birleşmenin şartlarını belirten sözleşmedir. Bu sözleşme, TTK madde 145 ve devamında belirtilen hükümler çerçevesinde hazırlanır.
• Denetim ve Onay Süreci:
• Birleşme sözleşmesi, bağımsız denetimden geçerek genel kurul tarafından onaylanmalıdır.
• Özellikle sermaye şirketlerinde, birleşme oranlarının adil olması ve sermaye yeterliliğinin korunması açısından titiz bir denetim süreci gereklidir.
• Alacaklıların Korunması: TTK madde 157 uyarınca, birleşme işlemi sırasında alacaklıların haklarının korunması esastır. Şirket birleşmesi, alacaklılara duyurulmalı ve gerekli teminatlar sağlanmalıdır.
• Hisse Değişimi ve Sermaye Yapısı: Birleşme işlemi sırasında şirket hisselerinin nasıl değişeceği ve yeni sermaye yapısı, birleşme sözleşmesinde açıkça belirtilmelidir.

  1. Vergi Mevzuatı Açısından Şirket Birleşmeleri

Vergisel boyut, birleşme ve satın alma işlemlerinde kritik bir öneme sahiptir. Vergi Usul Kanunu (VUK) ve Kurumlar Vergisi Kanunu (KVK), birleşme süreçlerini belirli şartlar altında teşvik etmekte veya düzenlemektedir.
• Kurumlar Vergisi Kanunu’na Göre Devir ve Birleşme:
• KVK Madde 18-20: Kanuna göre, birleşme işlemlerinde devralan şirket, devredilen şirketin tüm aktif ve pasiflerini kayıtsız şartsız devralır.
• Vergisiz Devir ve Birleşme Şartları:
• Birleşmenin vergisiz gerçekleşebilmesi için birleşmenin Türk Ticaret Kanunu’na uygun olarak yapılması gerekir.
• Devredilen şirketin bilançoları, devir tarihine kadar tüm mali yükümlülükleri içermelidir.
• Katma Değer Vergisi (KDV) Muafiyeti:
• KDV Kanunu’nun 17/4-c maddesi uyarınca, devir ve birleşmelerde, belirli koşullar altında KDV muafiyeti sağlanmaktadır.
• Geçmiş Yıl Zararlarının Kullanımı:
• Birleşme sonrası devreden şirketin geçmiş yıl zararlarının kullanılabilmesi için KVK’nın 9. maddesinde belirtilen koşullara uyulması gerekir:
• Birleşen şirketlerin son beş yıl içinde aynı faaliyet konusuyla iştigal etmesi.
• Devralan şirketin birleşme sonrası en az 5 yıl süreyle bu faaliyetlere devam etmesi.
• Vergi Denetimi ve Beyan Süreci:
• Birleşme süreci, vergi idaresi tarafından yakından izlenir. Bu nedenle, şirketlerin birleşme beyanlarını eksiksiz yapmaları ve gerekirse uzlaşma süreçlerini dikkate almaları önemlidir.

  1. Uygulamada Karşılaşılan Sorunlar

Şirket birleşme ve satın alma süreçlerinde hem TTK hem de vergi mevzuatı çerçevesinde bazı zorluklarla karşılaşılabilir:
• Hukuki Uyumsuzluklar: Birleşme sözleşmesinin eksik hazırlanması veya genel kurul onayının alınmaması, sürecin geçersiz sayılmasına yol açabilir.
• Vergisel Riskler: Vergi borçlarının gizlenmesi veya zarar mahsubu kurallarına uyulmaması, ağır cezai yaptırımları beraberinde getirebilir.
• Değerleme Sorunları: Şirketlerin birleşme oranlarının belirlenmesinde adil değerleme yapılmaması, ortaklar arasında uyuşmazlıklara yol açabilir.

  1. Sonuç ve Öneriler

Şirket birleşme ve satın almaları, stratejik bir büyüme aracı olmasının yanı sıra, hukuki ve mali açıdan karmaşık bir süreçtir. Başarılı bir birleşme için şu adımların dikkatlice takip edilmesi önerilir:
• Birleşme öncesi kapsamlı bir hukuki ve mali durum tespiti (due diligence) yapılmalıdır.
• Birleşme sözleşmesi, TTK’ya uygun olarak eksiksiz hazırlanmalı ve tüm tarafların haklarını koruyacak şekilde düzenlenmelidir.
• Vergisel teşviklerden faydalanmak için vergi danışmanlarıyla çalışılmalı ve KVK ile VUK’un ilgili hükümlerine uygun hareket edilmelidir.
• Birleşme sonrası dönemde, entegre bir finansal yapı oluşturmak için mali tablolar düzenli şekilde güncellenmelidir.

TTK ve vergi boyutları birlikte ele alındığında, doğru planlama ve uzman desteği ile şirket birleşmeleri, işletmelerin rekabet gücünü artıran ve değer yaratan önemli bir araç haline gelebilir.